Renk seçin:


Migren Nedir, Nasıl Tedavi Edilir ? Migren Tedavisi

  • 23 Temmuz 2017
  • 277 kez görüntülendi.
Migren Nedir, Nasıl Tedavi Edilir ? Migren Tedavisi

Migren Nedir, Nasıl Tedavi Edilir ? Migren Tedavisi

​Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.

Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59’a, erkeklerde ise %70’e ulaştığı gözlenmektedir.

Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır.

MİGRENİN NEDENİ NEDİR?
Migrenin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Anne-babadan birinde migren varsa, çocukta da olma olasılığı %40’tır. Eğer her ikisinde de migren varsa, çocukta da %75 olasılıkla migren görülebilir.

Birçok kadında adet kanamasından hemen önce östrojen hormonu düzeylerinin azalması migren ağrısına yol açabilir.

MİGRENİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?
-Yiyecekler:
Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tütsülenmiş (füme) ya da salamura balık/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam) vs.

– İçecekler:

Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler (özelikle kırmızı şarap, bira, viski) vs.

– Katkı maddeleri
– İlaçlar
– Duyusal ve Duygusal Uyaranlar
Titreşen veya parlak ışıklar, kokular , endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma

– Yaşam Tarzı Değişiklikleri
– Diğer
Adet dönemi, hava-mevsim değişiklikleri, deniz seviyesinden çok yukarıda bulunmak…

Bu tetikleyici faktörlere karşı duyarlı olan kişiler bu faktörlerden uzak durarak migrenin getirdiği kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulabilirler.

MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa “sıradan” bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:

· Orta şiddette ya da şiddetli ağrı
· Bulantının eşlik etmesi
· Kusmanın eşlik etmesi
· Işığa ve sese duyarlılık
· Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı
· Ağrı asıl olarak tek taraflıdır
· Ağrı hareketle artar

Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir.

MİGREN NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde hekimler, migren hakkında daha fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek sunuyorlar. Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici ilaç tedavisini tercih etmektedirler.

HASTANE ORTAMINDA UYGULANAN YENİ YÖNTEMLER NEDİR?
Uygulanan yeni bir tedavi bir yöntemi de sfenopalatin blokaj yöntemi olup bu yöntemle hastaya burun yoluyla ilaç verilmekte ve bu tedavi ile ağrılar %70 oranında kaybolabilmektedir.

Bu tedavinin avantajları;
-Kolay uygulanabilir olması

-Tedavide çabuk yanıt alınması

-Hamile ve lohusalarda uygulanabilmesi

-Kişiyi ilaç bağımlılığından kurtarması

-Herhangi bir yan etkisinin olmaması

-Laboratuvar tetkiklerine ihtiyaç duyulmaması

Uz. Dr. Ali YAKUT

 

kaynak: bknz

Not: İçeriklerimizin bazıları açık kaynak araştırmalardan derlenmiştir. Telif ihlali olduğunu düşünüyorsanız iletişim modülümüzü kullanarak içeriğin kaldırılmasını ya da talebinizi bize iletebilirsiniz.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

*